Jesus Almeyda 16 November @ 02:50 PM EST
Galatasaray'ın Kadıköy'de maça çıkmadan önce üretip maçtan sonra satamayıp zarar ettiği
derbi tişörtlernin bir farklı modeli var karşımızda. Bir Manchester United-Chelsea maçından
önce Manchester'da üretilen ve maç günü Old Trafford tribünlerinde çok sayıda kişide
takılı olan rozetlerde yaklaşık olarak "Chelsea!
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 14 November @ 02:28 PM EST
Spor medyasına haklı olarak çok yükleniyoruz ama yine de son 20 yılda futbolumuz ile birlikte
spor basını da iyi-kötü bir evrim geçirdi. İlk küpürümüz 13 Kasım 1984'ten.
Fotoğraftaki abla Diyarbakır'lı ünlü falcı "Gülizar Bacı". Milliyet kendisine maçın skoru
ile ilgili kehanetini sormuÅŸ.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 12 November @ 05:10 AM EST
Türk futbolunun yavaş yavaş Batı ile entegre çabaları içine girdiği 1950'lerin hemen
başında o dönem İngiliz lig'inde de oldukça güçlü takımlar arasında olan Sunderland 13-21
Mayıs tarihleri arasında İstanbul turuna çıkmış. O dönem seçimler yeni yapılmış ve
Celal Bayar Cumhurbaşkanı olmak üzere yine de tüm bu gündem maddelerine rağmen İngiliz
takımının maçlarına İstanbul'da yoğun bir ilgi varmış.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 09 November @ 06:22 AM EST
Yazının başlığı "14. Yılın Dün'ü". 14 yıl sonra gelen Galatasaray şampiyonluğunun
tescillendiği Gs-Eskişehirspor maçının ertesinde 8 Haziran 1987'de İslam Çupi tarafından
kaleme alınmış. Bir şampiyonluk sevinci ancak bu kadar güzel tasvir edilebilir. Ama 22 sene
sonra bizlere verdiği mesaj bu güzellemeyi ezeli rakip ile sembolleşmiş bir spor adamının
dile getirmiş olmasıdır.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 08 November @ 05:02 PM EST
Yılın maçı ödülü varsa bir numaralı adayımdır bu akşam oynanan Lyon-Marsilya maçı. Bir
maçın her anı bu kadar adrenalin barındırmaz normalde. Maçı ilk 15, son 15 ya da 30-60
arası diye bölmek haksızlık olur. Her saniyesi heyecan dolu basketbol maçı tadında bir
futbol müsabakası oldu.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 05 November @ 06:04 PM EST
Bizim futbolu çok bilen futbol yazarlarımız hala daha Alex'e ofansif orta saha Kewell'a sol
kanat deyip ardından "Ama hiç geriye dönmüyorlar" demeye devam etsinler. Alex de Kewell da
oynadıkları rol ve ortaya çıkardıkları sonuçlar ile tam manasıyla forvet oyuncusudurlar. FM
ya da PES oynayanların aşina olduğu deyim "SS" (Second Striker) ya da Türkçe meali ile "ikinci
forvet" olarak takımlarının her hücum aksiyonunda hem Alex hem Kewell sonucu değiştirmeye en
yakın adamlar oluyorlar.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 02 November @ 02:29 PM EST
Önceki senelerde kendi ülkelerinde kendi alt yapı çarklarında yetiştirdikleri futbolcuları
başta Türk milli takımı olmak üzere diğer ülke takımlarına kaptıran Almanlar son
yıllarda gerek Futbol Federasyon'u gerekse de Alman hükümetinin başarılı baskı politikası
ile pek çok futbolcuyu Alman Milli takımına kazandırlar.
Click to continue reading...
Önce Kadıköy'de hem maçı hem Baros'u kaybedip üzerine River'a karşı kazanamamanın
ardından Milan'da yenilseydi rezil bir gece yaşamış olacaktım. Nesta'nın golleri sayesinde
Milan son bir haftada 3. defa geriden gelerek bir maçı kazandı. Çekirge ne zaman zıplamayı
kesecek bilemeyiz ama Milan'ın üst üste 3 maç kazandığı seriler son zamanlarda fazla
yaşanmıyor.
Click to continue reading...
Ronaldo'nun efsane olduğu yıllar. Bugünlerde bile sahalarda benzerini göremediğimiz efsane
Ronaldo deparını atmış R9. O depara kalkarken sağından Maldini solundan Cannavaro topu
çalmak için kaymışlar. O topa ne oldu bilinmez ama Ronaldo'nun oradan sağlam çıkma ihtimali
düşük. Bu sahneyi görenler kenardan gelen sedyeyi de görmüşlerdir muhtemelen.
Click to continue reading...
Milan'ın son dönemde ortaya koyduğu oyun doğal olarak pek çok Milan sempatizanını - ben
dahil- bu akşam ki maç için umutsuz bir ruh haline büründürdü. Lakin Milan'ın büyük
takım kimliği ve tecrübesi ile bir zafer kazanması yere düşen Milan imajının tekrar bir
nebze de olsa ayağa kalkması manasına gelecekti.
Click to continue reading...
Gecenin süprizini Camp Nou'da "B" plansız (!) Guardiola'nın Barcelona'sını yenen Rubin Kazan
yaptı. Ama bu zaferi bir Türk futbolcunun Camp Nou'da attığı gol ile elde etmeleri bu
diyarlardaki futbol severler için çok daha manidar. O futbolcu ki Kazım'ların Batuhan'ların
Ceyhun'ların yer aldığı kadroya girememişti.
Click to continue reading...
Çok büyük bir ihtimalle Bernabeu'dan fark yiyip döneceğiz ama yine de umut olmadan bu oyunun
bir zevki kalmıyor. Shevchenko, Rui Costa, Rijkaard,Donadoni,Gullit, Van Basten... Hiç birinin
kalibresinde bir oyuncu yok. Takım olarak ise o takımların çok gerisinde bugün ki takım.
Tarih tekerrür etsin istiyorum.
Click to continue reading...
Önce Haldun Üstünel'in twitter mesajında gördüm ardından TFF linkinden gördüm ki
Galatasaray alt yapısına Hollandalı bir genç katılmış. 1992 doğumlu. Salihu,Rush, Kingston
ve Tözser örneklerindeki gibi yabancı ve yetenekli genç oyuncu örneğine benzeyen bu transferi
diğerlerinden ayıran yegane özellik gelişinin yönetsel açıdan farklı mesajlar
taşımasıdır benim gözümde.
Click to continue reading...
- Milli Takım hocası mümkünse medyamızın istediği gibi "Türkiye'yi ve şartlarını bilen"
bir hoca olmasın. Yabancı gelse tanışlardan fazla zarar vermez bundan sonra.
- Yazın başında Cruyff istemiştim Rijkaard gelmişti. Şimdi de totem misali Cruyff isteyelim
belki Hiddink gelir.
Click to continue reading...
"Beckham's award is like Obama winning nobel Prize!" Fabio Capello
Capello'nun İngiltere-Belarus maçında performansıyla "Maçın Adamı" ödülü kazanan Beckham
hakkında Obama göndermeli yorumu. Capello bu ödülü Obama'nın ki gibi haksız (!) ve yersiz
olduğunu ima etmiş. Beckham'ın iyi oynadığını ama ödül alacak kadar oyunu domine
etmediğini söylemiş İtalyan hoca.
Click to continue reading...
Bir yıl önce Andy Selva post'u blog'un ilk post'u olarak San Marino'lu halk kahramanına
selamlarımızı gönderiyordu. Bu yıl içerisinde Kaka-Ronaldo transferleri, Beşiktaş'ın
şampiyonluğu, Barcelona'nın oynadığı futbol ve Rijkaard'ın Türkiye'ye gelişi gibi pek çok
tarihi olay yaşadık.
Click to continue reading...
Avrupa'nın neresinde olursak olalım teknik direktörlerin, futbolcuların ve yorumcuların
ağzından Avrupa kupası'ndaki nispeten zayıf rakipler yorumlanırken her daim duyduğumuz bir
cümle vardır. "Avrupa'da artık büyük-küçük takım ayrımı kalmadı. Mücadele etmeden
kazanmak imkansız!
Click to continue reading...
Liverpool'un efsanevi teknik direktörü Bob Paisley'nin 20 Ekim 1976'da Avni Aker'de Trabzonspor'a
karşı 1-0 kaybettiği maç sonrası yaptığı açıklamalar. Bir yandan maç öncesi buraya
kendi gelmeyip yardımcısını göndermeyi düşündüğünü söyleyecek kadar kibirli öte
yandan favori olarak çıkıp farklı bir yenilgiden kıl payı kurtulduğu maçtan sonra
"Deplasmandaki 1-0'lık sonuç alınabilecek en iyi skor" diyebilecek kadar sivri dilli.
Click to continue reading...
2 Haziran 1992. Florya Metin Oktay tesislerinde Futbol şube sorumlusu Adnan Polat takıma iki
genç futbolcuyu katarken kulüp tarihinin ve ülke tarihinin en efsanevi kadrolarından birinin
temellerini attığının farkında mıydı acaba? Gazetenin deyimiyle genç futbolcular Bursa'lı
Hakan ve Konya'lı Suat Galatasaray'ın ilk transferleri olmuşlar 1992-93 sezonunda.
Click to continue reading...
I thought about just posting the screenshot of the match report with no commentary, under the
theory that what you fill in with your own imagination would be more intense than anything I could
describe. But that isn't really true, and besides, you don't need this one to be made more intense.
Even buffered in prose, this one is intense enough.
Click to continue reading...
Dün gece Barcelona-Almeria maçını izlerken bir kez daha anladım ki İngiltere ligi Avrupa'nın
tartışmasız en güzel futbol oynanan yeri. Dikkat ederseniz en kaliteli ligi demiyorum. Takım
kaliteleri olarak ligin kalitesini orta ve alt sıra takımların belirlediğini düşünürüm.
Böyle baktığımızda İngilizler'in ilk 7-8 takımı dışında kalanlarının pek çoğu
gerçek manada kaliteden yoksun takımlar.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 24 September @ 06:37 AM EST
1974 senesi ve West Ham'lı Frank Lampard. Fotoğraftaki abinin tipini ve altındaki ismi görenler
şaırabilir. Bu Frank Lampard yeni neslin en kaliteli orta sahalarından Chelsea'li Frank
Lampard'ın babası olan West Ham'lı Frank "George" Lampard. 18 sene formasını giydiği West
Ham'da efsane olmuÅŸ bir sol bek!
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 09 September @ 05:31 PM EST
İngilizler ne manşet atar diye merak ediyorum dedim ve harika manşetler çıkabilecek bir skor
aldılar. Hırvat'ların sönük havası ile anlatılamaz bu sonuç. Capello'nun İngiltere'si çok
farklı bir takım olmuş. Büyük ego'ların hepsinin takım ego'sunda eridiği bir platforma
dönüşmüş.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 08 September @ 09:59 AM EST
Başka bir ülkede olsa bir festival olarak görsel basında ele alınacak olan Livorno-Adana
Demirspor karşılaşmasının medya tarafından 3 büyük takımın Alman 3. Lig takımlarıyla
oynadığı dandik maçlar kadar bile önemsenmediği ve reyting kaygısıyla futbolseverlerden
mahrum bırakılmasını protesto eden blog'lar olarak Fırat, Tanju ve Hüseyin'in ön ayak
olduğu bir protesto postu geçiyoruz.
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 07 September @ 06:16 AM EST
"Italian's can't defeat you but you can lose to them!" (Johan Cruyff)
Bir önceki postta o kadar behsetmişken Cruyff'tan onun bu şahane sözünü de anmamak olmaz. Ah
be Kaladze abinin sözünü dinleseydin ya biraz ders alsaydın ya. İtalyanlar yine kazandı, yine
siz kaybettiniz!
Click to continue reading...
Jesus Almeyda 02 September @ 05:45 AM EST
Messi ilk kupasını kaldırırken daha henüz 6 yaşında. Fotoğrafın üzerindeki imza ise ilgi
çekici. Diego! O zaman sevindirmek için imza verdiği çocuğun 16 sene sonra kendisi ve ülkesi
için bu denli önemli olacağını düşünüyor muydu acaba Diego?
Click to continue reading...
Önce büyük kaptan futbolu ve bizleri öksüz bıraktı. Ardından Kaka'yı kovarcasına
gönderdi basiretsiz yönetim. Kalac'ın gönderilmesine sevinemeden bir başka 35'lik aldılar
kaleye. Huntelaar'ın o fizik gücüyle neler yapabileceği muamma! Elde kalan umut parçacıkları
da kadromuzun yegane gençleri Thiago Neves, Cardacio ve Di Gennaro'nun getireceği dinamizm.
Click to continue reading...
Beşiktaş her zamanki gibi zor Galatasaray ve Fenerbahçe ise genelde olduğu üzere kolay kuralar
çektiler. Elimizde paraya kıyıp Eylül ayında son 2 yılın ŞL finalistini boğaza karşı
canlı izlemek gibi bir seçenek var. Tabi Beşiktaş kapalısının o güne neler
hazırladığını da görmek lazım.
Click to continue reading...
Derby Della Madonnina ya da Milan-Inter derbisi yüz yılı aşkın bir süredir oynanıyor. Ama bu
hafta oynanacak derbi bir yönüyle tarihte ilk olma özelliği taşıyor. Ac Milan resmi internet
sitesinde derbi ile ilgili yayınlanan haberde denildiğine göre iki takım arasında 1908'de
başlayan rekabet şimdiye kadar Ağustos ayında hiç derbi maçı -hazırlık maçları kapsam
dışında tutulmuş- yapılmamış.
Click to continue reading...
1992 Kıtalararası Kupa final maçı. Yer Tokyo. Sao Paolo-Barcelona maçı oynanıyor. Tribünler
hınca hınç dolu. O dönemler gerek TV yayınlarının nispeten daha kısıtlı olması gerekse
de Brezilyalıların şimdinin aksine kendi ülkeleri dışına çıkmayı pek tercih etmemesinin
de etkisiyle Rai gibi bir üstad frikik golü beklentilerinde geri planda kalmış.
Click to continue reading...
Sahaların yılmaz savaşcısı, emekçinin dostu, garibanın kardeşi, futbol "endüstri"sinin
kanlısı Matias Jesus Almeyda -şayet bir terslik çımaz ise- River Plate'e geri dönüyor.
Yarın sağlık kontrolünden geçecek ve sözleşme imzalayacak. Müjdeyi veren idari menajer
Rodolfo Cuina Jesus'un maç başı parayı kabul ettiğini ve ayrıca imzalar atıldıktan sonra
şu an var olan hafif sakatlığının da geçmesiyle 40 güne kadar hazır olacağını
açıkladı.
Click to continue reading...
Nostalji Reklamlar'dan bir başka kare. Bu kez baş rolde Ian Rush var. Nike'ın futbol piyasasına
saldırdığı dönemler. Ian Rush gibi bir Liverpool efsanesi ve ona yakışır bir slogan! Gerçi
reklamın doğası gereği ayakkabılar Ian Rush'tan daha ön plana çıkartılmış kullanılan
slogan ile ama bilen bilir!
Click to continue reading...
CM serilerinin efsane "wonderkid"iydi Freddy Adu. Free Transfer olarak daha 14'ünde onu kadronuza
alıp 19'una geldiğinde kendi elleriniz ile bir Futbol canavarı büyüttüğünüzü görmek
insana inanılmaz bir haz veriyordu. Lakin CM'nin her dediği doğru çıkacak diye bir şey yok!
Biraz CM'nin verdiği gaz, bunun yanında ABD medyası, sponsorlar ve tabi ki Pele'nin verdiği gaz
ile Adu balonu iyice ÅŸiÅŸmiÅŸti.
Click to continue reading...
Yarın 19:30'da Gaziantep'in gölgede bazen 40 dereceleri bulan sıcağında bir lig maçı
oynanacak ve kimse yarın bir Puerta, Jarque veya Meduna örneği görmeyeceğimizin garantisini
veremez. Evet ömrün garantisi yok ama bazı uygulamalar yaşam ile kumar oynamak manasına
geliyor. Toprağın bol olsun Jarque!
Click to continue reading...
Nisan ayında artık dayanılamaz duruma gelmiş, Bayern'in aciz duruma düştüğü bir başka
maçtan sonra Klinsmann ile Bayern'in yolları ayrılmıştı. Aslında Bayern gibi bir kulüp
için sezon bitmeden hoca göndermek pek alışılagelmiş bir şey değildi ama sabırtaşı
çatlamıştı o vakit.
Click to continue reading...