BeÅiktaÅ - Most popular for 2009
Viewing all posts which authors have tagged ‘BeÅiktaÅ’.
You can also subscribe to this tag's feed.
While Florentino Pérez has been busy attempting to revenge his fantasy football
frustrations ("why won't The Sun let me have Cristiano Ronaldo, Kaká and Karim
Benzema!?") on Real Madrid, another of Europe's less glamorous elite clubs has been undoing a
"sporting project" of their own.
92-93 sezonu Ankaragücü: Beşiktaş-Ankaragücü (6-0,4-0)- Galatasaray-Ankaragücü (3-0,8-0)
ayrıca, Ankaragücü-Fenerbahçe (0-4), Karşıyaka-Ankaragücü (5-0)
Yıllar geçti üzerinden hala aynı muhabbet hele ki Beşiktaş-Ankaragücü maçları
arefelerinde yapılır. Malum 8-0'lık maç.
Hani denilir ya "bir kızı on kişi ister, ama bir kişi alır" diye. Kimse çıkıpta "Beşiktaş
iyi oynamıyordu", "rakipleri şöyleydi, böyleydi" demesin. Kupa Beşiktaş'ı ne kadar istediyse
Beşiktaş o kupayı iki katı daha fazla istedi. 6 senelik hasretin bitmesi Beşiktaş'ta çok
şeyleri değiştirebilir.
Gs-Bjk derbilerinde benim açımdan en unutulmaz maçlardan biridir. Dönemin en formda 2 forveti
Hakan ve Ertuğrul maçın en dominant oyuncularıydı. Beşiktaş'ta Ertuğrul-Şifo-Sergen'e ek
olarak savunmada Sverisson ve kalede şapka ekolünün son savunucularından Aumann vardı.
Galatasaray'da "Genç Hakan", "Genç Tugay"lara ek olarak Mapeza ve Stauce var.
Artık maça bir günden az vakit kalmışken derbi ile ilgili postlara devam edelim. Derbi
akşamı kimler dikkatle izlenmeli:
- Fleurquin,Kewell, Baros, Nonda, Hakan Balta gibi Galatasaray'ın yeni transferlerinin ilk
derbilerinde gol atması ilginç bir istatistiktir. Elano ve Keita'ya dikkat!
Bu akşamda şahit oldum ki Beşiktaş tam anlamıyla tek yönlü bir takım. Defans anlayışı
yerleşmiş, lazım olduğunda alan daraltabilen, beraberlik için sahaya çıktığında
istediğini alması muhtemel bir oyunu iyi beceriyorlar. Aynı ÖSS'ye hazırlanan Sözel
öğrencisi gibi Beşiktaş.
Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi yaklaşmışken arzulanan bol gollü bol heyecanlı derbileri tekrar
hatırlamak hem güzel bir nostalji hem de hafta sonu için belki tekrar bir benzeri olur temennisi
olacaktır. İki tane derbi küpürü var karşımızda bu defa. Biri 1990 yılında Gordon
milne'in efsane Beşiktaş'ının Türkiye'de kasırga gibi esmeye başladığı dönemden.
"..."tesadüfen şampiyonluk potasına girenler 4., 5. büyük diye kendilerini
adlandırıyorlar,bu nereden çıkıyor? biz 3 büyükler bu büyüklüğü nasıl aldık? yüz
yılı geçen geçmişimiz, emeğimiz, aldığımız kupalarla. şimdi tesadüfen gelinen
noktalarla 4., 5.
Evet, gerçekten derbiler enteresan maçlar bunu tekrar gördük. Sanki Beşiktaş lige havlu
atalı haftalar olmuş ve Fenerbahçe şampiyonluğu garantilemiş gibi oynandı maç. Sezon'un
Beşiktaş için yıldızı "Ernst" en kötü maçını oynarken, Fenerbahçe için sezonun en
kötüsü "Guiza" ilk yarıda olduğu gibi yine Beşiktaş'a, yine aşırtma gol attı.
Ne 2 gol atan Bobo ne de kaleyi şutlarıyla döven Tello. Maçı koparan adamlar Ernst ve Yusuf
Şimşek'tir Beşiktaş'ta. Özellikle 3. golde Gökhan'dan topu söküp alması Mortal Kombat K.O.
durumlarında yapılan "Finish Him" nidalarıyla vurulan ölüm vuruşu gibiydi. Fenerbahçe ise
geleneği sürdürdü ve kupada yine kazanamadı.
Neredeyse her Genel Kurul öncesi "aday olan varsa önce kulübün bana olan borcunu ödesin!"
diyerek aba altından değil baya baya gözümüze sokuyor Yıldırım Demirören kulübün mali
yapısının kendine olan göbekten bağını. Açıklanan Galatasaray derbisi bilet fiyatları
artık bir konudan kesinkes emin olmamı sağladı.
İki enteresan maç. İlki 1-0'lık Bjk-Gs maçı. "Sergen attı, şampiyonluk geldi" değil,
İbrahim'in sağ ayağıyla atıp Galatasaray'ın 25 maçlık iç saha serisini bitiren maç.
İmparator istedi İbo söyledi manşeti pek arabnesk kaçmış ama güzel olmuş. O günlerde
Lorant devri kapanmış bunu da alttan anlıyoruz.
Dün gece Telegol'de yapılan "Topuz doğma büyüme Beşiktaşlı", "Hayır aslında genetik
olarak Fenerbahçeli" "Bildiğim Topuz Galatasaraylıdır" minvalli laf atışmaları esnasında
gecenin kahramanlarından Rıdvanı görünce aklıma geldi bu fotoğraf. Çubuklu Sevdalısı
geçen sene blog'da yer vermişti Rıdvan'ın Galatasaray formalı resmine.
Beşiktaş kulübü az önce yazılı olarak yaptığı açıklamada Topuz transferini "köle
transferi"ne benzetmiş. Her ne kadar Aziz Yıldırım'ın tarzını beğenmesem de bu transfer
saçmalığında işini gereği gibi yapan ve rasyonel davranan taraf Aziz Yıldırım iken
(Fenerbahçe diyemiyorum çünkü transfer tamamen Aziz Yıldırım'ın isteği ve inisiyatifi ile
gerçekleşti) Mehmet Topuz ve Beşiktaş tam manasıyla saçmaladılar.
Şayet Demirören yönetimi son anda işi yine yüzüne gözüne bulaştırmaz ise İsmail
Köybaşı bundan sonra Beşiktaş'ın oyuncusu olacak. Öncelikle belirtmek gerekir ki her ne
kadar bu sezon iyi bir performans gösterse de İbrahim Üzülmez'in bu takımdaki misyonu en
azından ilk 11 oyuncusu olarak bitti.
Mehmet Topuz transferi ve Gökhan Zan'ın (öyle ya da böyle takım kaptanı) Galatasaray'a
gidişi sonra Beşiktaş transfer piyasasında psikolojik bir eşiğin sınırına gelmişti. Ya bu
hamlelere kayıtsız kalarak eşikten aşağı düşecekti ya da cevap vererek lig şampiyonu
olduğunu transfer piyasasında da gösterecekti.
Beşiktaş yabancı stoper olarak yıllar sonra formanın ağırlığını taşıyabilecek bir adam
aldı sonunda. Ligimiz Servet-Lugano karşımı bir stoper daha görecek. Ferrari isminden
müteşekkil kelime oyunlarıyla dolu Fotomaç ve Takvim başlıkları transferin tek kötü yanı
olacak herhalde.
Hani bir kavram vardır ya "İstanbul Bey Efendisi" diye. Bey Efendiliği tescilli, tatlı dilli,
kimseyi rencide etmeyen, Beşiktaş'a ve futbola sevgisi döneminin aşkları gibi saf ve temiz
olan ve şimdinin gençlerine örnek gösterilebilecek nadir insanlardandı Vedat Okyar. Çok
sevdiği Beşitaş'ın çifte kupasını görmüş olup vefat etmesi belki de ömrünün son
günlerinin mesud geçmesini sağladı.
İlk yarısı beklediğimden iyi ikinci yarısı vasat bir maç izledik. Aslında beklediğim
şeylerin çoğunu sahada gördüm. Sivok'un yaptırdığı penaltı olmasa uzatmalara gidecek bir
maçtı ama çoğu derbide olduğu gibi detaylar sonucu belirledi. Şimdi iki takımı ele alırsak
artıları ve eksileri ile:
Fenerbahçe kondisyon ve yardımlaşma konusunda geçen seneki seviyenin üzerine çıkmış
olduğunu alan daraltma ve kontra çıkışları ile gösterdi.
Hani bir klişe vardır ya kadrolar arasındaki kalite farkı skoru belirledi diye. Bu gecenin
özetidir. Maçın 70 dakikasını Beşiktaş ceza sahası etrafında geçiren Trabzonspor'da kimse
Ernst'in yaptığını bir şekilde yapamadı. Hakan Arıkan-Ferrari-Ernst üçlüsü takımı Avni
Aker'den çıkardı.
Türk futbolunun yavaş yavaş Batı ile entegre çabaları içine girdiği 1950'lerin hemen
başında o dönem İngiliz lig'inde de oldukça güçlü takımlar arasında olan Sunderland 13-21
Mayıs tarihleri arasında İstanbul turuna çıkmış. O dönem seçimler yeni yapılmış ve
Celal Bayar Cumhurbaşkanı olmak üzere yine de tüm bu gündem maddelerine rağmen İngiliz
takımının maçlarına İstanbul'da yoğun bir ilgi varmış.
Ne İnönü'yü kaplayan sis tabakası, ne rezil derecedeki hakem performansı ne de LigTV'nin
rezil maç yayıncılığı hakkında fazla yazmayacağım. İbrahim Üzülmez'in içine Ryan
Giggs'in kaçtığı bir maç olarak uzun bir süre hafızalarda kalacak, İbrahim Üzülmez 30
yıl sonra torunlarına sadece sağ ayağıyla gol attığı Galatasaray maçını anlatmak zorunda
kalmayacak!
İki maçta Şampiyonlar Lig'inde ve ikisi de İngiltere deplasmanı. İki karenin de çekildiği
geceler Beşiktaş taraftarı için unutulmaz anlar olarak zihinlere kazıldı. Üstteki unutulmak
istense de unutulamayan altta ki ise unutturulmak istense de unutulmayacak maçlardan kareler. Bu
gece hangisi olur?
Yönetim-taraftar kavgası, gol kısırlığı ve kolay kaybedilen puanlardan sonra sezonu kapattı
denilen takım üst üste Trabzonspor-Fenerbahçe ve bu gece de Manchester United'ı yenerek son
yılların en efsanevi galibiyet serisini yakaladı. İki alttaki post'ta iki efsane maçtan
kareler koyup Chelsea maçının benzeri bir tabloyu umduğumu söylemiştim.
Şimdi illa ki Beşiktaş için sadece savunma yaparak kazanıyor diye çocukça eleştirilerde
bulunacak bir kesim olacaktır. O yüzden öncelikle Beşiktaş'ın 3 maçlık serisine geri
dönüp bir bakmak lazım. TS-FB-United'dan oluşan seride Beşiktaş çıktığı maçlara asla
favori olarak çıkmadı.
Galatasaraylı, Fenerbahçeli ya da Beşiktaşlı taraftarın hakemleri bahane etmesi normal bir
reflekstir ve anlayışla karşılanabilir. Ama Aziz Yıldırım gibi, Adnan Polat gibi ve hatta
Yıldırım Demirören gibi koca koca kulüp başkanlarının hala lise çocuğu gibi "Ama o gol
ofsayttı!
Mehmet Topuz transferinde FB ile BJK arasında oluşan gerilim uç noktalara varmış,
karşılıklı suçlamalar, yönetici, menajer, futbolcu ve hatta yorumcuların açıklamalarıyla
bu transfer hikayesi etkileriyle neredeyse 1 ay'a yakın kamuoyunu meşgul etti. Elbette bu iki
kulübün bir oyuncu ile ilgili giriştiği ilk rekabet değildi ama en şiddetlisinin bu transfer
hikayesi olduğu söylendi pek çok kişi tarafından.
Güney Afrika 2010'un kuraları çekildikten sonra ABD-İnigltere eşleşmesi için "60 yıllık
hesap" deyimini kullanmıştık. Dönemin en güçlü takımlarından olan İngiltere, amatör
futbolculardan oluşan eski sömürgesi ABD'ye Gaetjens'in golü ve kaleci Borghi'nin efsane
performansı sonucunda 1-0 mağlup olur.
Kötü geçen bir sezon ve kulüp ile bağları kopmak üzere olan Ziya Doğan. Ve kendisinini bu
duruma gelmesinde ayak oyunlarıyla pay sahibi olduğunu söylediği kaptan Samet Aybaba! Bir an
için aklıma Anelka' ın Alex ile ilgili açıklamaları geldi. Futbolcuların birbirini kuyusunu
kazdığı dönemler sadece şimdiye has değilmiş meğer!